Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

4 Temmuz 2016 Pazartesi

''Tesadüf'' Jamie McGuire (Kitap Yorumu)





Kitap Adı: Tesadüf (Happenstance)
Yazar: Jamie McGuire
Yayınevi: Yabancı 
Baskı Tarihi: ABD (9 Mayıs 2014) - Türkiye (Eylül 2015)
Tür: Seri (Happenstance, #1)



Tanıtım: 

Erin Easter, Blackwell Lisesi'ndeki üç Erin'den biriydi; bu üç kız sadece isimlerini değil doğum tarihlerini de paylaşıyorlardı. İlgisiz, tek bir ebeveyn tarafından büyütülen Erin Easter, Weston Gates'e uzaktan uzağa hayranlık duyuyordu. Erin A. ve Erin M. kasabanın iki sevilen kızıydı: Kasabanın en zengin iki ailesinin kızları, en yakın arkadaşlar, ponpon kızlar ve Erin Easter'ın olamadığı diğer her şeylerdi; ve Erin Easter'ın bunu unutmasına da asla izin vermiyorlardı.

Weston Gates sevilen bir sporcuydu ve iki başarılı avukatın oğluydu. Soyadının gerektirdiği hayatı yaşamak için kendi arzularından vazgeçmiş, günlerini soyadının baskısı altında geçiriyor ve gizliden gizliye Erin Easter'a ilgi gösteriyordu; onun daha farklı bir hayat yaşaması gerektiğine inanıyordu. Ve sekizinci sınıftan beri Erin A. ile çıkıyordu. Bir tesadüf eseri akşamları Erin Easter ile takılmaya başladıktan sonra kendi gelecek hayallerine ve duygularına sahip çıkma cesaretini göstermeye başlamasıyla işler kendisi ve Erin Easter için değişmeye başlamıştı.

Fakat şoke edici bir trajedi küçük kasabayı sarstığında Erin Easter'ın hayatı mümkün olan en iyi şekilde altüst oldu. Peki, ya hayallerine kavuşmak sandığı kadar basit değilse, ya bildiği hayat çok daha karmaşık hale gelirse?



 ☮☯☮☯☮☯☮☯

''Bir şey hakkında düşünürsen o şey hakkında hayal kurmaya başlarsın. Ve bir şeylerin hayalini kurmaya başlamışsan elinden onun gerçek olmasını ummaktan başka bir şey gelmez.''

   ☮☯☮☯☮☯☮☯





*Karakter Analizi* 

Erin Easter, yıllar boyunca Erin M. ve Erin A.tarafından zayıf noktalarına, acımasızlığın kırbacıyla vurulmasına göğüs germek zorunda kalan ve böylelikle hem okul içerisinde hem de kaderin ona çizdiği yolun üstünde aşağılanmanın simgesi haline geldiği bir hayat yaşayan genç bir kızdır. Ancak adlarını paylaşmakla kalmayıp doğum günleri de ortak olan bu iki kızla arasındaki tüm kötü düşünceleri ve hisleri mıknatıs gibi kendisine çeken bir ilişki, birbirlerini gördükleri andan beri paylaştıkları bir şey değildi; ana okulundan ilkokula kadar ayrılmaz üçlü gibilerdi. Fakat Erin'in, önüne uzanan yıllar boyunca hala mantıklı bir açıklama bulamadığı şekilde, Erin A. ve Erin M. ilkokuldan sonra yaralarını sobeledikleri bir oyunu eğlenceli bulmaya başlamışlardır. Erin'e kendi elleriyle açtıkları bu yarayı göremeyecek kadar eğlenen; ya da görmezden gelmeyi, durmaktan daha cazip bulan aciz düşünceleri ile vicdanlarının sesine kapılarını kapatmış olan bu iki kız, Erin'i, küçüklüklerinde oynadıkları ve istedikleri hareketi yaptırdıkları oyuncak bebeklerinden biri bellemişlerdir. Şimdi hepsi de lise sona gelmiştir; Erin'in hasar alan gururundaki çatlakların her geçen gün derinleşmesi, daha fazla incinmekten korkan ve bu iki kızın yoluna çıkmamak için kestirme yolların hepsini not defterine kayıt eden bir kişilik kazanması dışında da bir değişiklik olmamıştır. 



Bu kestirme yolların bir tanesi de, okuldan sonra Dairy Queen adlı bir yerde, ilgisiz annesinin yıllar önce bir alışkanlık haline getirmesi gereken bir amaç uğruna çalışıyordur: para kazanmak.  Annesinin, erken bir hamileliğin hayatına şekil vereceği konusundaki düşünceleri, ona verilen pişmanlıklarla takas edilmesi sonucunda, bu hayal kırıklığını bastırmak için alkol ve esrara sürüklenmiştir; bu yüzden ilgisiz bir ebeveyn formuna dönüşmesi de uzun zaman almamıştır. Oklohoma haritasındaki minik bir noktadan ibaret olan kasabalarında, maaşı asgari ücret miktarına denk gelen tek yer burasıdır ve orada kazandığı arkadaşlık ilişkisi de evdeki ve okuldaki yaşamından kısıtlı bir süreliğine uzaklaşıp, her gün duygusal olarak bir çatışmada olduğu hayatından soluklanmasını sağlıyordur. Kaçış planının, farklı bir eyaletteki üniversitede iyi bir burs kazanması ile taslakları yavaş yavaş çizilmeye başlanınca, kötü bir sürpriz vermek dışında kapısını tıklatmayan şansının cephesinde yer alan herkesi ardında bırakabileceği düşüncesi ile lisenin son iki ayına katlanması için yeni bir amaç ortaya çıkmıştır. Fakat hiç beklemediği bir zamanda, aklından çıkmayan birisi olan Weston Gates bütün bu planlarını tersine çevirebilecek kapasitedeki benliği ile çıkageldiğinde, Erin'in, ne yapması gerektiği konusunda attığı her adım sallantıda kalacak; bunun tek sebebinin Weston olmaktan çıktığı birkaç olayla beraber hayatını yönlendirecek bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. 




'' Artık senden vazgeçemem. Beraber zaman geçirdiğimizde, sen ortada yokken hissetmediğim bir huzuru hissediyorum.''



*Ön Söz*

Kısacık bir hikayeyi bitirdikten sonra kitabın sayfa sayısına tezatlık oluşturacak kadar çok kitap hakkında düşüncelerim olduğunu fark etmem, okumaya ilk başladığımda tahmin ettiğim bir şey değildi açıkçası. Fakat arka kapağı kapatıp da hikayeye noktayı koyduğum anda, düşüncelerim satır başı yaparak diyeceklerini bir deftere not aldırtmaya teşvik etti beni ve yarım saat sonrasında kafamı kaldırıp neler yazdığımı gözden geçirmek için kağıda baktığımda, tüm sayfayı doldurmuş sıralı olmayan düşünceler karmaşası gördüm. Bende bu düşüncelerimi genel başlıklarda ayırarak bahsetmeye karar verdim; böylelikle hepsine yer veririm kısa kısa ve nedenlerini de açıklarım aynı zamanda. Biliyorum, yine Jamie'nin bir kitabından gittim; Jamie'nin elinden çıkıp da okuduğum dokuzuncu kitap oluyor bu benim için; sizlerin de bunlar içerisinde yorumumu okuduğunuz sekizinci kitap oluyor. Diğer kitabın yorumu, serisinin ikinci kitabını ben okuduktan sonra blogta olmasına gayret göstereceğim. Daha fazla uzatmadan Tesadüf hakkında bahsetmeye başlayalım bakalım. :)




*Yorumum* 

  1. Kurgu ve Dil= Bu kadar kısa bir kitap gördüğümde kurgunun daha basit olmasını ya da yan konularının bir veya ikiden fazla olmamasını isterim; aksi takdirde, ihtiyaç duyduğu ilgiyi göremiyor yan konular kitabın içerisinde, çünkü ana konuya odaklanıyor yazar. Ha, buna istisna sayılabilecek bir-iki örnek var; ama Jamie'nin ikili basamaklara yaklaşan bir sayı kadar kitabını okuduğumdan, yazardan neleri bekleyip beklemeyeceğim konusunda bir fikir sahibi olacak kadar fazla deneyim topladım ve böyle kısa bir hikayede zengin bir kurgu kullansa bile bunun teoride kalacağını, işleniş olarak bu zenginliğin kullanılmayacağına işaret ediyordu bu deneyimlerim. Arka kapak yazısını okuduğumda itiraf etmem gerek ki etkilendim; zaten oldum olası, hayatlarını etkileyecek kadar belirgin bir acının geçmişlerinin yazılı olduğu sayfalarda kahve lekesi gibi izi kalmış karakterler okumayı sevmişimdir. Ancak bu kadar kısa bir kitaba böyle bir dünyayı sığdırabilmesi konusunda kuşkularım da yok değildi okumadan önce; okuduktan sonra da bu kuşkularımın doğrulanması beni şaşırtmadı.

Nedeninin bir tanesi az önce bahsettiğim gibi yazarın kalemi ile tanışık olmam ve neleri yapabilecek kapasitede olup olmadığını biliyor olmamdan kaynaklanıyor. Belki yazarın kaleminin sınırlarına bir set çekmeyi ön yargı olarak görebilirsiniz; ama her ne kadar yeni çıkan her kitabında gözle görülür şekilde bir gelişme olsa bile, seçtiği kurgu bırakın onu, kalemini daha başarılı bulduğum herhangi bir yazar için bile riskli bir mesele olurdu. Çünkü değişik olmasının yanı sıra değinilmesi gereken çokça yan olaylar vardı ve bunun bir kısa hikaye için ne kadar akıllıca olabileceğini sorgulamama yol açtı bu durum.

Mesela ilgisiz bir ebeveyn vardı, yalanlar-entrikalar, kitabın ortalarına doğru açığa çıkan bir gerçek, zorbalık, alkol-uyuşturucu, duygusal olarak zorlanan ve sonrasında gelişen karakterler, yan karakterler... bunların okuyucuya yedirilmesi için her birine bir efor sarfedilmesi ve zamana ihtiyaç vardı; ama yazar hikayeyi ilerletmek için bunlardan yüzeysel olarak bahsetmek durumunda kalmıştı. Özetle, genel olarak kurguyu ve ele almak istediği düşünceyi sevdim; ama buna pek hakim olamamıştı yazar ve bunun büyük bir nedeni de kısa bir hikaye olması. Yoksa normal bir kitap uzunluğunda olsaydı daha başarılı olacağını biliyorum; neden böyle bir yol izlememiş pek bir anlam da veremedim açıkçası. Kitaptaki dönüm noktasındaki şeyi de kitabın daha ilk sayfalarından tahmin ettiğimden; kitaptaki durağanlığı bozacak sürprizi de kendim için mahvetmiş oldum. Bu yüzden başladığım gibi, kaskatı kesilmiş duygularla bitirdim kitabı. 



''Hani çocukken banyo yaptıktan sonra temiz pijamalarını giyersin ve daha yeni yıkanıp ütülenmiş çarşafların serili olduğu yatağına girersin ya seninle olmak öyle bir şey.''



  1. Karakterler: Bu kitapta daha önce Jamie'nin herhangi bir kitabında rastlamadığım bir durum yaşandı; o da karakterler hakkında herhangi iyi veya kötü yorum yapamayacak kadar olaylara anlam veremedim. Normalde yarattığı bir karakteri sevmezsem, bunun için bile yeterli bir oranda karakteri anlamam ve üzerimde bir etkisi olması gerekiyor; ama ne erkek karakterin ne de kız karakterde böyle bir durum yaşandı. Belki de bunun nedeni olayların gerçekleşme hızından kaynaklanıyordu, ancak geriye kalan kısmı da genel olarak karakterlerin hareketlerine bir anlam veremediğimden gerçekleşti. Mesela erkek karakterin attığı hiçbir adımı içten bulmadım; hatta kesin bir bit yeniği var bu olayda dedim içimden kitabı okurken, çünkü çok hızlı gelişiyor her şey ve bu hareketlerin altında yatan ve kendini gösterecek o işaretini bekleyen acımasız bir sebep aradım. Ancak böyle bir durum olmadığını anlamam sonucunda elimde kalan tek şey daha fazla soru ve kafa karışıklığı oldu. 

Spoiler olmasın diye çoğu şeyi gölgede bırakıyorum ama spoiler sayılmayacak bir durumdan örnek vereyim mesela: aradaki beş sene boyunca Erin'nin maruz kaldığı zulme istese bile göz ardı edemeyecek kadar yakınında olan Weston'ın, tüm bu seneler içerisinde gıkını bile çıkarmayıp, tam iki ay kalmışken Erin için bu savaşın bitmesine, vicdanı ve ''aşkı?'' devreye girip olaylara el atmaya başlıyor. Erin A. ile çıkması, neden görmezden geldiği konusuna bahane üretmiyor da, çünkü vicdana sahip olan bir insan, en azından hoşgörüden, olaylara bir dur işareti vermeye çalışabilirdi; ama kitap boyunca görebileceğimiz şekilde kimse Erin adına böyle bir şeyi yapacak kadar onu umursamıyor. Bunu beş sene boyunca erteleyip de Erin A ile arasındaki o küçük hoşlantı bittikten sonra Weston'ın yapması, kitapta geçen her sevgi dolu cümlenin, en azından benim için, içi boş oluşunu hatırlatır halde zihnimin gerisinde kaldı hep. Bu yüzden o ikisi arasında ne olduysa artık, onu bile anlayamayacak kadar hızlı oluşmuş bir meseleydi, inandırıcılıktan çok uzak geldi bana. Bunun büyük çoğunluğu da Weston'ın neden bir anda hareketlerini yüz seksen derece değiştirip, Erin'in cephesinde yer almasının arkasında bana göre mantıklı bir sebep yatmadığından oldu. 



''Hayatımın geri kalanında ne yapmak istediğimi bilmiyorum. Ve ben... sanki bütün dünyada benden bunu bilmemi beklemeyen tek insan senmişsin gibi hissediyorum.''


Jamie'nin kitapları benim için bir kumar gibi aslında. Çünkü kitabın içeriğini iyi kullandığında ve o potansiyeli güzel işlediğinde karşılığında beğenimi kazanıyor ama işin kumar tarafından bakarsak, en az bir eli düzgün oynamadığı oluyor maalesef ki. Mesela genel olarak konuşmak gerekirse Bela serisini beğenmiştim; ama eksik bulduğum yanlar çoktu. Araf serisi bir nebze daha iyiydi ondan; ama son iki kitabı saf bir hayal kırıklığıydı çoğu zaman. Bu kitapta da beğendiğim kurgusuydu ve o kurgunun potansiyeliydi; ama gelişen olaylar her seferinde beğenimden bir parça kopararak hayal kırıklığımı besleyecek yem haline getirdi. Ancak elinden çıkan her kitaba bir şans veririm çünkü bunu hak ettiğine inanıyorum, bu da tüm dediklerime ters kaçan ilginç bir durum yani. Belki kitapları ile aramdaki ilişkinin beş sene kadar önceye dayanmasındandır. Eski bir arkadaş misali, konuşunca duramıyorsun ve eğleniyorsun ama o yılların eksikliği büyük bir yükle aranızda asılı kalıyor. 

Kitabın iyi tarafı akıcı olmasıydı kesinlikle. Bir-iki saatte su gibi akıp geçiyor elinizden ve okutturmak için uğraştırmıyor. Yinede eğer hayatında hiç Jamie McGuire kitabı okumayan biriyseniz bu kitaptan başlamanızı tavsiye etmiyorum. Bir öğle molasında kısa bir hikaye okumak isteyen insanlar için önerilerim arasında ilk sıralarda kendine yer edinmese de, okunmayacak kadar kötü değildi. Zaten kitap yüz elli sayfayı zor buluyor, kolay okunmaya çok yatkındı. İkinci kitabını okuyacak mıyım emin değilim; ama nasıl sonlandığını merak ettiğimden göz atabilirim. Bu yorum kısa olduysa gerçekten özür dilerim bu arada, ancak şuan çözülmeyi bekleyen onlu sayılarda volta atan testlerim var ve onları yetiştirmem gerekiyor. Size iyi okumalar dilerim, bir sonraki yorumda görüşmek üzere! :) 



PUANIM:2.5/5!


''Ne yaptığımı bende bilmiyorum Erin. Ben sadece... gelişine oynuyorum. Senin de bana eşlik etmeni umar gibiyim.''



☮☯☮☯☮☯☮☯



''BURAYA KADAR OKUDUYSANIZ TEŞEKKÜR EDİYORUM, BU YAZILARIN HEPSİ KENDİ ŞAHSIMA AİTTİR, ALACAKSINIZ LİNKLE ALIN VE BANA HABER VERMEYİ UNUTMAYIN LÜTFEN. BİR SONRAKİ KİTAP YORUMUNDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!''


''The photos that I've used in this post are belong to http://yourreactiongifs.tumblr.com/ .I did not intend to steal or occupy the copyright by any means.''



Subscribe to Our Blog Updates!




Share this article!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Return to top of page
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML