Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

1 Eylül 2015 Salı

''Umutsuz'' Colleen Hoover (Kitap Yorumu)

 


Kitap Adı: Umutsuz (Hopeless)
Yazar: Colleen Hoover
Yayınevi: Epsilon
Çıkış Tarihi: ABD (19 Aralık 2012) - Türkiye (Ekim 2013) 
Tür: Seri (Hopeless, #1) 


Tanıtım: 

Lise son sınıf öğrencisi olan Sky çapkınlığı kendi şanıyla yarışan Dean Holder'la tanışır. İlk karşılaştıkları andan itibaren Holder onu hem korkutur hem de cezbeder. Ona dair bir şeyler, Sky'ın derinlere gömmek için çok uğraştığı sıkıntılı geçmişine ait anılarını ateşler. Sky ondan uzak durmaya kararlı olsa da Holder'ın kararlı tutumu ve esrarengiz gülümsemesi savunmasını yerle bir edip aralarındaki bağın güçlenmesini sağlar. Ama gizemli Holder'ın sakladığı sırlar vardır, bu sırlar ortaya çıkar çıkmaz Sky sonsuza kadar değişir ve güven duygusu gerçekler karşısında yenilgiye uğrar.

Sky ve Holder ancak çıplak gerçeklerle cesurca yüzleşerek yaralarını iyileştirebilecek ve sınır tanımadan yaşayıp birbirlerini sevebileceklerdir. 

Umutsuz nefesinizi kesecek, merakınızı uyandıracak size ilk aşkınızı hatırlatacak bir roman.



★ ☆ ✮ ✯
''Her şey istediğim gibi olmayacak ve herkesi mutlu bir son beklemeyecek. Hayat gerçek ve bazen çirkin, insanın bununla nasıl baş edeceğini öğrenmesi gerek. Senin umursamazlığınla bunu kabul edip hayatıma devam edeceğim.'' 
★ ☆ ✮ ✯





*Beğendiğim Alternatif Kitap Kapakları*




*Ön Söz*

Paylaşmak için can attığım; ancak öncelikle, zihnimin içindeki kara delik görevini gören ve adını anılar köşesi koyduğum yerin sindirdiği onca bilgi arasında bu kitap hakkındaki düşüncelerimi bulup, tekrardan işlenebilir kılmak adına bir kez daha okumak zorunda olmamın verdiği bilinç ile uzun zamandır sonralara attığım bir kitaptı. Yapılacak işlerimin nefes aldıracak kadar seyrekleşmesi bana hem zamanımda boş bir süre, hem de beynimin farklı işlere yoğunlaşabileceği bir çıkış yolu sağladı. Bu durumun yarattığı yan işlerle uğraşma hakkımı da bakılmamaktan yosun tutan, ''sonraya atılan işler'' kutumdaki can çeken bir ertelenmeyi acısından kurtarmaya karar vererek kullandım. Şimdi de oturmuş, kitabı bitirmenin verdiği minik bir zaferle beraber yazarın bana izin verdiği kadarıyla hissettiğim az miktarda mutluluğu da kullanarak -o kadar az ki varlığından şüphe ederim hissetmesem- yazıyorum bu yorumu. 


Ancak sizler daha karakter analizini ve yorumu okumadan bir konuya açıklık getirmemi barındıran minik bir not ile sizi uyarmam gerekiyor. Bu hikaye birçok karakteri ve onların hayatlarını ele alsa da, Sky ve Dean merkezde olacak şekilde planlanmış bir kurgu mevcut bu kitapta ve bu normalde benim Dean'i de karakter analizine eklememe neden olacak bir yönlendirme olsa da, serinin ikinci kitabında Dean'in gözünden yer yer aynı hikayeyi okuyacağımız düşünülünce, bu yazımda sadece Sky'a odaklanmaya karar verdim. Arayı çok açmadan, bir sonraki yazımda da serinin ikinci kitabını ele alacağımdan o zaman Dean'in karakterini ve onun bu hikayeyle nasıl başa çıktığını görebileceksiniz. Lafı daha fazla uzatmadan Sky ile başlayalım istiyorum bu güzel seriye. İyi okumalar! :)






*Karakter*

Sky, evdeki eğitimi bittikten sonra kalan zamanında yan kapı komşusu ve aynı zamanda bu dünyadaki en iyi arkadaşı olan Six ile birlikte vakit geçiriyor ve çoğunlukla bu zaman, ellerinde dondurma kapları, Six'in evindeki televizyondan hayatlarının sonuna kadar ağızlarından bir yakınma sözcüğü bile geçmeden izleyebilecekleri ve her sahnesini ezbere bildikleri filmler hakkında yorum yaparak harcanıyor; bu eğlenceleri sadece eğer birisi uykuya dalarsa son buluyordu. Bunun dışında, ikisi de ruh halindeyse, odalarında düzenledikleri küçük gösterinin bir parçası olması için buldukları çocuklarla oyalanıyorlar ve birbirlerinin suç ortakları olmanın verdiği keyifle hayatlarını, çoğu yaşıtları gibi tipik bir sıradanlıkla yaşıyorlardı. 


Aynı zamanda Sky onu evlat edinen Karen tarafından ''teknoloji yasak'' adlı bir kural ile yetiştirilmiş ve tek tük kurallarına uyacak kadar sadık bir yanı zaman içinde Karen ona kazandırmıştı; böylelikle konu Karen ve şartları olduğunda görmezden gelmenin bir seçenek olmadığını da biliyordu. Ancak, ergenliğin son zamanlarına gelmesi ile Karen'ın seneler boyu uzakta tuttuğu gerçek dünyayı keşfetmenin ilginç olabileceği gerçeğine diş geçiren yanının fitili ateşlenmeye başlamış, arkadaşı Six'in başka bir yere gidecek olması gerçeği de ateşi coşturmaya yetmişti. Yaşanan zor anlar, bolca yalvarma, birkaç boş tehdit ve çokça umut ile Karen'a zor anlar yaşatan bu yanının çabaları en sonunda başarıya ulaşmış, böylelikle de başına geleceklerden bihaber şekilde geçmişinin bir dizi hayaletini kendisine musallat etme yönündeki ilk adımı atmasına ön ayak olmuştu. Sandığının aksine hayatındaki tek değişikliğin ev okulundan devlet okuluna geçmek olmayacağını zaman ile öğrenecek olan bu genç kız, başına gelebilecek en iyi ve en kötü şeylerden biriyle çok geçmeden karşılaşacak, hayatın ona hazırladığı bu acımasız yoldan geçerken aynı zamanda kalbini açıp güvenmenin sınırlarını zorlamayı da öğrenecekti.





*Yorumum* 

Benim için kitap normal bir durağanlıkta başladı ve bu durum kitabın ortalarına kadar devam etti; bu yüzden çok geçmeden kitabın tutturduğu ritme alıştım ve başlamadan önce bir beklentim olmamasına sevindim. Çünkü bir tane olsaydı eğer,  hayal kırıklığı denizinin dibini boylamasını seyreder dururdum artık; en azından kitabı ilk defa okuduğumda ve ortalarına doğru geldiğimde aynen bu şekilde hissediyordum. Şimdi dönüp bakınca anlıyorum ki, tüm kalkanlarım sıradan bir gençlik kitabından daha fazlası olmayacağını anladığımdan itibaren tetikte bekleyen şüpheli yanım tarafından indirilmiş, yazarın beni sokmaya çalıştığı tuzağa habersizce adım adım da ilerlemişim böylelikle. Öyle bir durum ki bu, hafiften şüphelenmiştim, deyip altıncı hissimin gururunu kurtarmak çok isterdim; ancak itiraf etmeliyim ki yazarın beni hazırlıklı yakalayabilmesine imkan bile yoktu. İç kuşkumun sesi susmuş, merakımın da bilinci yarı açık yarı kapalı halde olayları takip ediyordu çünkü ben birden kendimi tuzağın içinde bulunca. Bu yüzden ben de dahil, bu konu hakkında konuştuğum birkaç insan da içinde bulunmadan anlayamamışlar neler olup bittiğini. Kitaba ve yazarı Colleen'e hayranlığım da bu sebepten ötürü başladı zaten. Her şeyin yolunda olduğu konusunda ikna etmeyi başardı beni sonuçta, minik bir oyun oynadı bana. Şaşırtılmayı seven bir okur olduğum göz önüne de alınırsa bir kitaptan istediğim her şeyi ve daha fazlasını vadeden bu kitabı bu kadar sevmem kaçınılmaz bir son oluyor benim için. 




Sky kitabın ortalarına kadar benim için katlanabilir bir karakterdi, ne sevme ne sevmeme gibi bir durum mevcuttu; ama katlanabilecek kadar hareketleri anlaşılabilir bir kızdı ve eğlenceliydi. Bu yüzden kitabın sonunda Sky'ı gerçekten sevip bağrıma basınca ben bile anlayamadım birkaç saniye boyunca neler olduğunu. Daha önce de açıkladığım gibi, şu zamana kadar okuduğum kitapların katlanamadığım ana kız karakterleri sayısı azımsanmayacak kadar fazla olduğundan -ki büyük bir sebep verilmediği sürece bundan kaçınırım ya da ön yargımın öne geçmesine izin vermem ve yinede bu sayı hala fazla- buna rağmen Sky'ı karakter olarak çok beğendiğim gerçeği bir kez daha hayran kalmamı sağladı bu kitaba. 


Sky'ın kurgulanan kişiliği hakkında en çok sevdiğim tarafı: kendi geçmişinin, sınırları aşıp geleceğine adım attığı günden beri gerçekçi bir tutumun kullanılması oldu. Bunu da, başına gelen onca şey sonrasında geçmişe misilleme yapacak kadar olağanüstü bir hızda toparlanmaması; aksine tüm çıplaklığı ile korkularını, ümitsizliklerini, küçük bir kız olarak kalan diğer bir yanını okuyucunun odak merkezinde tutarak yaptı yazar. Ayrıca bütün bu üzerine ''zayıflık'' etiketi yapıştırılmış duyguların, aslında içimizdeki o cesur ve güçlü kişiliği çıkarabileceğini ve o etiketi koparıp atmak istiyorsak acılarımızla yüzleşmemiz gerektiğini de öğretiyor bize bu kitap. 


''Hayatta insanı yere yıkan şeyler birer sınavdı, pes edip yerde kalmakla, silkilenip yere düşmeden önce durduğundan daha dik bir şekilde ayağa kalkmak arasında bir seçim yapmaya zorluyorlardı.''


 


Bunlar dışında, gündelik hayatta dikkat çeken konulardan ikisine, yani aile bağları ve eşcinsellik gibi unsurlara değinmeyi unutmuyor Colleen. Her ne kadar kitabın parmak bastığı konunun etrafında dönen konular olsalar da bunlar,  kitaba verdiğim değeri iki kat arttıran bir sebep oldular benim için. Ailenin önemi ve bazen ''aile'' diye adlandırdığımız insanların, illa ki kan bağından olmasına gerek olmadığına da bir örnek teşkil ediyordu Sky'ın hikayesi. Bu kitabı öneriyor olduğumu söylemem bu saatten sonra, bu uzun yorumu okuduysanız biraz anlamsız kaçıyor çünkü anlamışsınızdır şimdiye; ancak söylemek istiyorum yine de, şiddetle tavsiye ederim bu kitabı. Umarım benim gibi keyif alırsınız bu kitabı okurken ve ''umutsuz'' kelimesinin yeni bir anlam kazanmasına tanıklık edersiniz. Ben şimdiden iyi okumalar diliyorum herkese! :) 


''Sana tam olarak ne hissettiğimi söylemeyi istiyorum, ama lanet olası sözlükte hoşlanmak ve sevmek arasındaki noktayı tarif edecek bir kelime yok, ve o kelimeye ihtiyacım var. İhtiyacım var, çünkü söylediğimi duymanı istiyorum.'' 
Yaşamak. Kelime sanki hep orada, sözlükte ait olduğu yerde, hoşlanmak ve sevmek arasında saklı kalmıştı. ''Yaşamak,'' dedim.'' 


Puanım:4.5/5!




★ ☆ ✮ ✯

''BURAYA KADAR OKUDUYSANIZ TEŞEKKÜR EDİYORUM, BU YAZILARIN HEPSİ KENDİ ŞAHSIMA AİTTİR, ALACAKSINIZ LİNKLE ALIN LÜTFEN VE BANA HABER VERMEYİ UNUTMAYIN. BİR SONRAKİ KİTAP YORUMUNDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!''


''The photos that I've used in this post are belong to  http://yourreactiongifs.tumblr.com/ 
.I did not intend to steal or occupy the copyright by any means.''




Subscribe to Our Blog Updates!




Share this article!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Return to top of page
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML