Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

20 Nisan 2014 Pazar

''Alaska'nın Peşinde'' John Green (Kitap Yorumu)


Kitap Adı: Alaska'nın Peşinde (Looking For Alaska)
Yazar: John Green 
Yayın: ''Pegasus'' Yayınları 
Çıkış Tarihi: ABD (28 Aralık 2016) - Türkiye (2013 yılı)
Tür: Tek kitap


Tanıtım: 

''İlk içki, ilk şaka, ilk dost, ilk aşk, son sözler...''

Miles Halter, ünlülerin son sözlerine bayılan, sıradan bir gençtir. Evindeki güvenli hayata katlanamadığından François Rabelaisnin ölmeden hemen önce "Büyük Belki" olarak betimlediği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılır. Onu Culver Creek Lisesinde, aralarında Alaska Young da olmak üzere pek çok şey beklemektedir. Zeki, komik, son derece seksi ama bir o kadar perişan halde olan Alaska, Milesı kendi labirentine sürükleyecek ve "Büyük Belki" arayışında ona yol gösterecektir.

Michael L. Printz Ödülüne layık görülen Alaskanın Peşinde, bir hayatın başka bir hayat üstünde ne kadar kalıcı izler bırakabildiğini muhteşem bir dille anlatıyor. Pek çok ödül sahibi John Greenin bestseller olan bu kitabı, çağdaş kurgu kitaplar arasında çığır açan yepyeni bir ses.







***Spoiler İçerir***



Yorumum: 

Yanlış hatırlamıyorsam eğer, bu kitabı Aynı Yıldızın Altında kitabı bittikten sonra okumaya başlamıştım. Kimseye aldığımı söylemeden okumaya çalıştım, çünkü kitabın en heyecanlı kısmına daha gelmeden sözde işinizi kolaylaştırmak adına sizin için bunu ifşa eden ve sinir bozucu arkadaş kategorisine girmeye hak kazanan arkadaşlardan bende de var. Okumadan önce kararsız kalmıştım açıkçası, kitabın kapağından da anlaşılabileceği üzere biraz karamsar bir kitap olacağını düşünüyordum. Yanılmadığımı fark ettiğim zaman da bunu düşünmemden uzun süre sonra da gerçekleşmedi zaten. Yine de okumaya başladım, çünkü John Green'i ve üslubunu yeni yeni tanıyordum o zamanlar ve yazım tarzı o kadar hoşuma gitmişti ki, elimde olan bu fırsatı tepmek istememiştim. Zaten kitabı okuduktan sonra John Green ağzımın payını verip de, en başta ondan şüphelendiğim için pişmanlık duymamı sağlamıştı, umarım sizler de bu kitabı güzel bulursunuz. 



''İnsanlar yağmur olsaydı, diye düşündüm, ben serpinti olurdum, o ise kasırga.'' 

 Miles Halter, John Green'in erkek karakterlerinde genellemeyi bozmayan bir karakter tiplemesidir. Başına hiç bela almamış, sigara ve içkiden uzak bir hayata sahip, hayatında bir kıza hiç ''seni seviyorum'' diyememiş birisidir. Hayatını Büyük Belki ye adamış ve bu adanmışlığını bulabilmek için de yatılı bir okula ailesi tarafından yazdırılmıştır; hayatında daha önce hiç atılmadığı maceralara atılıp, tatmadığı duyguları tadacağını bilmeden. Aynı Yıldızın Altında kitabı olmasa da, bir bu, bir de Kağıttan Kentler kitabındaki erkek karakterlerin, John'un bir parçası olduğunu düşünüyorum ben; bu iki kitaba da kendini yansıtmış gibi. Sanki böyle bir maceraya atılmış, böyle olayları yaşamış ya da gençliğinde bunun hayalini kurup, şimdi bunu kitap karakterleriyle yaşatmaya çalışmış gibi. Bu yüzden erkek karakterlerine çok dikkat ederim, kendinden bir iz taşır hep çünkü.





Alaska Young, erkeklerin gözlerini ondan alamayacak kadar güzel, okulun delisi olarak adlandırılan ve ruhu tahmin edilemeyecek kadar acı çeken bir genç kızdır. O güzel gülümsemesi altında yatan acı dolu bir hayatın geçmişini kimse daha çözememiştir ve Miles’ı karmaşık hayatında, bir o kadar karmaşık labirentinin içine sürükleyecektir. Alaska, kafanızı yorduğunuzda bunu çözemeyip sizi sinirlendiren bir gizeme sahiptir ve Miles bu gizemi çözmekte de oldukça kararlıdır. Çok derin ve bir o kadar da anlaşılmaz bir ruhsal yapıya sahip olan Alaska, son güne kadar Miles'ın aklını karıştırmakta ama aynı zamanda kalbini çalmak konusunda çok başarılıdır. İşte bu yüzden Alaska'dan nefret etmiştim. Eğer izin verse Miles ona yardım edebilir, bu labirentte elini tutup çıkışı gösterebilirken; Alaska ona çıkışı gösterip çok sevdiği labirentinde gözden kayboluyor. Bunun bir fedakarlık ile de bir alakası yok, Alaska herkesten farklı düşünen birisi ve nedense bu farklılığı benim hem hoşuma gitmiş, hem de kendisinden soğumamı sağlamıştı. 





Kitabın son günü; kendi deyimimle Kıyamet Günü'ne gelene kadar Alaska'nın bu farklılığı sinirlerimi germiyordu açıkçası. Çünkü herkes mutluydu, Alaska yine farklıydı ama Miles ile konuşuyor, hayatının en eğlenceli zamanlarını yaşayan bir grup genç insan gibi arkadaşlarıyla takılıyorlardı. Ta ki son güne kadar ve o son gün, kitabın kurgusunu tamamiyle zıt bir yöne çekip, kitabın isminin hakkını vermesini sağlıyor. 

Ne olduğunu söylemeyeceğim, merak etmeyin, çünkü biri bana ben okurken söyleseydi çok kızardım. Sadece sevdiğiniz bir insanın peşine düşmek istiyorsanız, o kişi sizin yanınızda değil uzağınızda olmalıdır. Yakınınızda olan bir insanın peşine düşemezsiniz çünkü. Bundan yola çıkarak, o Kıyamet Günü'nde yaşanan olayı en azından birkaç tahminle kendi kafanızda oluşturabileceğinizi düşünüyorum. 








Son kısmına kadar hem kahkahalarla hem de göz yaşları içerisinde okuduğum bir kitaptı. Bana sorarsanız eğer favori kitabın hangisi diye John Green için, büyük ihtimalle size bu kitabı söylerdim. Karakterlerin tiplemesi olarak Kağıttan Kentler'e benzediği doğrudur, ama bana göre bu kitabın konusu ya size yaşattığı gizem ya da derin anlamlarından dolayı daha ilgi çekici geldi bana. Kitabı okurken rahatsız olduğum tek kısım Alaska'nın kendiyle olan çelişkileri ve insanlara çektirdiği acıydı. Bence kendisinin çektiği acılar kadar istemese bile o da başkalarına çektiriyor. Kısacası öneriler listemde, okuduğum ilk sayfalardan beri bir yeri olacağı kesinleşmiş bir kitaptı. Bu mükemmel eseri okumak belki de John Green ve kitaplarına bağlanmamda en büyük etkenlerden bir tanesiydi. Puanım 5 üzerinden 5! 




Ben John Green'in bu kitap hakkında ki konuşmalarına bayılıyorum. Bu yüzden düşünüyorum, erkek karakterler John Green'in birer parçası sanki diye. Kitapta Miles, Alaska'nın deli dolu haline bile aşık bir genç adam. Ne olursa olsun, ne yaşadıysa yaşasın, bunu çözmekten ve ona destek olmaktan hiç vazgeçmiyor. Alaska'ya etrafındaki tüm erkeklerden farklı bir gözle bakıyor, sevgili olmak manasında değil, daha fazlasını ister gibi bakıyor. Verecek daha fazla sevgisi, şefkati; paylaşabileceği mutlulukları var ve bunların hepsini Alaska ile yapmak istiyor.




Bu arada Alaska Young için: Kaya Scodelario genç okurlar arasında en çok düşünülen ünlüdür. 




Şimdilik bu kadar, umarım sizin de okurken benimle aynı duyguları paylaşacağınız bir kitap olur. Bir başka kitap tanıtımında görüşmek üzere! 














Subscribe to Our Blog Updates!




Share this article!

2 yorum:

  1. Skins dizisini izleyen bilir. Alaska rolünü alabilecek tek isim Kaya Scodelario.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Return to top of page
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML